Pluvieuse

connotationem liberum

Herkese merhaba !

30 Mart 2014 günü Hasanpaşa’da bir ortaokulda sandık gönüllsüydüm. Her şeyden önce evimde bilgisayarın karşısında oturarak asla edinemeyeceğim bir tecrübe kazandım ve şimdi elimden geldiği kadar hepsini burada anlatmaya çalışacağım.

Üniversite öğrencisi olduğum ve vizelerimin o zaman başlamak üzere olması sebebiyle eğitimlere katılamamıştım; ancak gerek videolarla gerek eğitim kitapçıklarıyla tüm bilgilere sahip bir şekilde oraya gittim. Bunu özellikle belirtiyorum; çünkü oradaya YSK tarafından atanmış ve hepimizden daha donanımlı olması gereken sandık kurulu üyeleri bir çok müşahitin yanında oldukça bilgisizdi ne yazık ki.

Gün İçinde Neler Oldu?

-Sabah saat 06.50’de gözetmen olduğum sandığın bulunduğu sınıfa müşahit kartımı göstererek gitmeme rağmen içeri giremeyeceğimi söylediler. Sandıkların, zarfların ve oy pusulalarının hazırlandığı süre boyunca dışarıda beklemem gerektiğini; ancak saat 8’de oy kullanma işlemi başladıktan sonra girebilecğimi belirttiler. Kendilerinden YSK’nın o gün için hazırladığı genelgenin 16. maddesini (sandık çevresinde durmaya hakkı olan kişilerle ilgili) okumalarıı istedim ve zoraki de olsa içeri girmeyi başardım.

-Oy kullanma sırasında mühürlerin mutlaka geri gelmesi gerekiyordu, telefonla kabine girilmemesi gerekiyordu, fiziksel bir engeli olmadığı sürece sırf  ”annem tek başına yapamaz ben de gireyim” gibi sudan sebeplerle bir kabine birden fazla kişinin girmemesi gerekiyordu vs. Bunların hepsinin ötesinde bunları en baştan görüp uyarması gereken kişilerin sandık kurulu üyeleri olması gerekiyordu. Ancak tüm itirazlarıma ve ikazlarıma rağmen ”nolucak ya bu kadar da kuralcı olmaya gerek yok” gibi keyfi tavırlarla hiçbir usulsüzlüğe müdahale edilmedi.

-Yalnızca benim bulunduğum sınıfta değil bir çok sınıfta sandık kurulu üyeleri müşahitleri yasal olarak kabul etmediler. Bu sebeple itirazlarımız çoğu zaman kaale alınmadı ki her itirazımız kanunen gerekçeli bir biçimde sunulmasına rağmen ”o kanun beni ilgilendirmez” cümlesini çok kez işittiğimi üzülerek itiraf etmem gerekir. Bir takım hakaretler de cabası.

-Oy sayımı sırasında görev yaptığım sandık tam anlamıyla demokratik ve saydam bir sayım süreci geçirdi. Ancak oradaki sınıflardan birisi okuldaki tüm sandıklardan ters bir uygulama yapıyordu (mavi zarfın içine atılan muhtar oylarıyla ilgili bir mesele) kendilerini uyarmak için genelgenin maddesini de hazırlayarak oraya gittik; fakat ağzımızdan bir kelime çıktığı anda bağırmaya başlayan bir sandık kurulu üyesi vardı. Ne yazık ki tartışılacak seviyede bile olmayan bir kaç kişi yüzünden orada huzursuzluk yaratmak istemediğimiz için sessiz kalmayı tercih ettik.

-Tutanak talebim olumlu karşılandı, zaten yapmaları gereken bir şey; ancak onca olaydan sonra zorluk çıkaracaklarını düşünmüştüm. Çıkarmadıkları için çok memnun oldum.

Biraz Gözlem

-Sabah oraya gittiğimde benim dışımda bir de CHP müşahiti vardı sınıfımda. Oy kullanma işlemi başlayınca bana ”sen her halde buradasın ben gidiyorum gelirim akşama doğru” dedi ve tam da dediği gibi sayım işlemi başladığı anda sınıfa girdi. Bu demek oluyor ki ben orada tüm gün tek başıma kaldım. Bir sürü kişiyle tek başıma mücadele ettim, tek başıma oturup şikayet dilekçesi yazdım vs. Bunun yanında ise AKP müşahitleri vızır vızır ortalıkta dolaşıyorlardı. Biz orada açlıktan infilak etmek üzereyken onlar birbirlerine görev devredip yemek almaya gidiyorlar ve daha sağlam ayakta duruyorlardı. Bunun adı organize olabilmektir ve ne yazık ki CHP bu konuda çok yetersiz kalmış. Bir takım itirazlarda bulunmak için önce herkesin elinden geleni yapması gerekir.

-İnsanların genel olarak hukuka dair inancı yok. Demek istediğim, o gün oyveötesi gönüllüleri tarafından yapılan tüm itirazlar belirli kanunlara veya genelgeye dayalı olmasına rağmen hiç kimsenin umrunda olmamasını, gerekirse tutanak tutulacağına dair yapılan uyarıların ”tutarsan tut” şeklinde yanıtlanmasını ben hukuku tanımamak olarak yorumluyorum. Hukukun işlemediği gerçeği, şiddetle direnilmesi gereken bir mevzuyken; tam tersine bu kadar sindirilmiş olması gerçekten büyük bir tehlikedir bana göre.

-Neticede orada olanlar tüm gün orada açlıkla, uykusuzlukla, insanlarla mücadele edip ellerinden geleni yaptılar diyerek o günü evinde oturup deyim yerindeyse ”klavye delikanlılığı” yaparak geçirenleri biraz eleştirmek istiyorum. Ben eve vardığımda saat 02.00’ı geçmişti ve tüm koşturduğum için twitter’a çok fazla bakamamıştım. Bir gördüm ki sonra herkes kendini ordan oraya vuruyor, herkes çok sinirli, herkes çok mutsuz. Bu sinirli ve mutsuz kişilere sormak istiyorum: O gün boyunca ne yaptınız? Ben cevap vereyim: Hava çok güzeldi sokaklar da boşken biraz yürüyüş yaptınız. / ”Ay acaba akşam ne olacak” diye endişeli fakat işlevsiz cümlelerinizle söylenip durdunuz. / ”Oyumu kullandım artık görev tamam” diyerek gönül rahatlığıyla sandığınızı orada öylece bırakıp evinize döndünüz. / Tüm gün boyunca sosyal medyada çok ‘cesur’ yazılar yazdınız; çünkü zannediyordunuz ki ülke bu şekilde kurtulacaktı. / Oy ve Ötesi gönüllüsü olmamanızı ‘sınavlarım var’,’bizim orada zaten bir şey olmaz’ gibi bahanelerle açıklamaya çalıştınız; ancak bir günlüğüne olsun elinizi taşın altına koyabilir ve sınavlarınıza sonraki gün çalışır veya bir günlüğüne olsun ‘bizim orada olmaz’ dediğiniz şeyin yaşandığı uzak bir yere gidebilirdiniz. Sadece bir gün, hayatınızdan biraz fedakarlık edebilirdiniz. Etmediniz. Bu yüzden gerçekten hayalkırıklığına uğradım; çünkü o iş ne yazık ki twitter’dan sandık numarası aramakla olmuyor. Siz DE orada olsaydınız belki de bu kadar çok sandık numarası aramaya gerek kalmayacaktı. Sayım kanunen herkese açık gerçekleşmesine rağmen ona bile gelmeyenlerin açıkçası hiçbir usulsüzlükle ilgili şikayet hakkı olmadığına inanıyorum.

-Bir de son olarak eklemek istediğim, bizi meydanlarda kutuplaştıranlara aldırmayın siz. Ben o gün her görüşten bir sürü insanla tanıştım, hatta iyi ki de tanıştım; çünkü hiçbirinin öyle düşman filan olmadığını gayet oturup medeni bir şekilde konuşabildiğimizi gördüm. Herkes biribirine gülümseyerek vedalaştı o gün. Aynı şehir içinde birbirimizi bilmeden yaşıyormuşuz meğer. Umarım bundan sonra herkes daha çok bir araya gelir, daha çok paylaşır ve daha çok dinler. Bir takım bürokratların bölücülüğüne pek kulak asmamak lazımmış.

Oy ve Ötesi’ne teşekkürlerin en büyüğünü göndermek istiyorum. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok sayıda insanı bir araya getirmek hiç kolay bir iş değil. Ve herkes o kadar pozitif o kadar iyi kalpli ki, belki de başka türlü tanıyamayacağım bir sürü güzel insanla bu platform sayesinde tanıştım. Umarım bundan sonra İstanbul’la sınırlı kalmayıp tüm Türkiye’ye yayılmayı başarırlar.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde görüşmek üzere! 

CamekanÇiçekçi

CamekanÇiçekçi

Ghent, Ekim 2013

Ghent, Ekim 2013

Emiliana Torrini - Sunny Road

(Source: gnosienne)